BLOG

KURUMSAL GELİŞİM

Kurumları, insanlar gibi canlı birer varlık olarak düşünebiliriz. Büyürler, gelişirler, öğrenirler… Hedeflere ulaşma, kendini gerçekleştirme, varlığını anlamlandırma, yeniliklere adapte olma gibi konularda başarı için; öğrenme ve gelişme hem bireysel hem de kurumsal bazda oldukça önemlidir ve hayat boyu devamlılığı gerektirir. Bir kurumun gelişimi de, sistemlerinin ve çalışanlarının gelişimi ile doğru orantılıdır.

Kurumun gelişim alanlarının belirlenmesi; ihtiyaçların doğru şekilde analiz edilerek ortaya çıkarılması ile olur. Buna göre en etkili çözüm sürecinin tasarlanması ve sonrasında kazanımların uygulamaya dökülmesi gerekir.

Gelişim ve değişimi destekleyen kurumların, çalışan aidiyet ve motivasyon oranları daha yüksek olur. Buna bağlı olarak yapılan işlerin verimliliği, ürün ve hizmetlerin kalitesi de artar.

Kurumlar öğrenen organizasyon olmayı başarabildiklerinde, bilgilerini inovasyon ile entegre edebildiklerinde ve bunları sürdürülebilir kılabildiklerinde; sağlam adımlar atarak başarılı bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye devam edeceklerdir.

İş Akışlarında Çeviklik

Genellikle firmalarda iş hacminin büyümesi ve organizasyonun genişlemesi ile birlikte süreçler karmaşıklaşmaya ve bölümler arası iş akışlarında sıkıntılar oluşmaya başlar. Süreçler istenilen şekilde ilerlemez, operasyonlarda hatalar ve beklemelerle birlikte süreler uzar.  Etkileri bununla kalmayıp, eğer disiplinler arası koordinasyon yoksa ilerleyen zamanda kaos büyür, verimlilik ve hız düşer, finansal göstergeler istenilen düzeye ulaşamaz, müşteri memnuniyetsizliği ile birlikte müşterileri kaybetmeye varana kadar ilerler.

Tüm bu problemlerin önüne geçilmesi için hem organizasyonda hem de süreçlerde bütüncül bakış açısı ile stratejiler belirlenip, iyileştirmeler yapılması önemli hale gelmektedir. Firmalar için bu noktada kritik bir konu ortaya çıkmaktadır. İş akışlarının etkin ve çevik olarak yönetilebilmesi, bunun yapılabilmesi için dijital dönüşümde doğru çözümlerin ortaya konması. Operasyonların performansı ölçülmek istendiğinde göstergeler sayısal değerlerle ifade edilebilir. Ancak konu iş akışına ve organizasyonun iş akışı ilgili performansına gelince etkinlik ve çeviklik dediğimiz kavramlar ortaya çıkar. Süreçlerde iş akışı ne kadar etkin ve çevik yönetiliyor sorusu farklı bir bakış açısı getirir. Odağında insan ve sistem etkileşimi vardır.

Günümüzde dijital dönüşümde firmaların en önemli veri yönetim aracı ERP yazılımları olduğu gibi dikey çözüm olarak geliştirilen iş akış yönetim sistemleri BPM yazılımları da çevik yönetim için gerekli araçlar haline gelmeye başlamıştır. İş akış yönetim sistemi BPM yazılımları firmaların ne şekilde iş yaptıklarını tanımlanmasını ve ortaya konulan faaliyetlerin belirli bir düzen ve planlama içerisinde devam etmesini içermektedir. Bu sayede doğru bilginin ve işin, doğru zamanda doğru kişiye ulaştırılması sağlanmaktadır. Aynı zamanda bu yazılımlar, süreçlerde veya organizasyonda değişkenlikler olduğunda hızla adapte olabilme yeteneğini sağlarlar.

Tıpkı bir senfoni orkestrasında ahengin ve müzikte akışın sağlanabilmesi için yönetsel işaretlere ve notlara ihtiyaç varsa, firmalarda da çalışanların doğru senkronizasyona ve ahenkle iş akışlarını yönetebilmeleri için uygun yazılımlara ihtiyaç bulunmaktadır.

Tüm bunlara bakıldığında firmaların büyümesine paralel olarak şirket içi farkındalığın arttırılması, disiplinler arası koordinasyonun sağlıklı hale getirilmesi ve buna paralel dijital dönüşüm yolculuğunda çevik yazılımlara geçiş her geçen gün kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelmeye başlamıştır.

Saltuk Buğra Samir